top of page

Doğum Sancısı


Bu yazıyı hamilelerin, özellikle doğumu yaklaşmış ve bu konuda çekinceleri olan hamilelerin şu anda okumasını önermem. Merakınızı cezbediyorsa, kaydedin, doğumunuz geçtikten sonra okuyun.



Ben çok rahat bir hamilelik geçirdim. Planlı veya beklenen bir hamilelik değildi. Hatta ilk anda istediğimizden bile emin değildik. Ancak karar vermemiz ve karara adapte olmam yaklaşık 1 saat kadar sürdü. Ardından, hamileliğe ve tüm getirilerini karşılamaya hazırdım. Bu kabul halinden belki, fiziksel boyutunun ötesinde, rahat bir hamilelik geçirdim diyebiliyorum.


Çünkü aslına bakarsanız hamileliğim 2. ve 3.ayını yatak döşek hasta gözlerimi bile açamaz halde geçirdim. Son haftaların ağırlığı ise zaten malum. Ara zamanlarda yine de rahattım diyebilirim sanırım. Gündelik hayatımda normalde yapıp da hamile olduğum için yapamadığım hemen hemen hiçbir şey olmadı.



Şimdi tüm bu iyilik hali, kendimce yıllardır beden ve zihin farkındalığım üzerinde çalışıyor oluşum,  pek çok dalda egzersiz geçmişim, yoga bilgim, meditasyon ve nefes pratiği deneyimlerim vs vs gibi dayanaklarla, hamileliğim boyunca büyük bir güvenle hep şunu dedim ‘’bence ben çok rahat doğuracağım’’


Elbette ki bunun kesinlikle öngörülebilir bir şey olmadığının farkında olarak, kalbimde yine de buna dair büyük bir inanç taşıdım.


Çünkü neden olmasındı ki? Gencim, sağlıklıyım, bilinçliyim. Bunca zamandır kadınlar bir şekilde doğuruyor, benim neyim eksik?


Öncelikle şunu belirteyim, elbette ki ne olursa, nasıl olursa olsun, hiçbir şeyim eksik değil :)


Hamileliğimin son ayında hayatımızdaki ani ve yorucu süreçten başka bir yazıda bahsetmiştim. Yeni evimizin tadilatı, temizliği bitmiş, Fethiye’den evimiz taşınıp gelmiş, üzerinden de yaklaşık 10 gün kadar geçmişken, bir sabah kalkıp evi temizledim. Artık az çok yerleşmiş hissediyordum, ufak tefek işler kalmıştı. bebeğin de gelmesine yaklaşık 1 hafta kadar var diye düşünüyor, son hazırlıkları bitirmeye çalışıyordum. Bizim kocaman bir demir döküm sobamız var, onun külünü boşalttım, camındaki isleri temizledim. Ellerim, üstüm başım, kıyafetlerim is, kül, pas içinde. Sular kesildi, o halde evi temizlemeye devam ettim :)


Temizlik yaparken bir yandan kendi kendime, temizlik bitsin ben de bir duş alayım da artık kendime de bir hastane çantası yapayım diye düşündüm (bebeğe yapmıştım). Sonra hemen zihnimde bir ses şunu söyledi ‘’son bu işin kaldı, hastane çantanı da yaparsan artık doğuracaksın’’ bir yandan da bir tarafım hep, bu gidişle sen hastane çantanı kesin doğum başlayıp da hastaneye giderken yapacaksın diyordu. Taşınma süreci o kadar yoğundu, bebeğime ve kendime rahat bir ev verme ihtiyacım o kadar yüksekti ki, hep daha önemli işler vardı.


Bir şekilde temizlik bitti, sular geldi, ben duşa girdim. Çıkınca dedim, hastane çantamı da yapıp güzel bir uyuyacağım.


Uzun uzun yıkandım, keselendim, tertemiz oldum. Çıktım, bornozumu giydim, kurulandım.


Sonra bacağımdan sızan birkaç damla suyu gördüm, tekrar kurulandım :) Sonra tekrar ıslandım, tekrar kurulandım :)


Giyinmek için odama gittiğimde, halıya damlayan suları gördüm. Fimlerde görürüz ya, bir anda boşalıverir su, ha işte ben onu görmedim, belki duştayken oldu, anlamadım.


Kesilmediğini görünce, artık Hamsa’yı aradım. Aradığımda bana yaklaşık bir saat uzaklıktaydı, iş için bir yerlere gitmişti.


‘’Canım’’ dedim, ‘’panik olma ama sanırım suyum geldi’’


Henüz hiçbir sancım, kasılmam vs başlamamıştı. Ancak suyum geldiği için elbette hastaneye gittim, gitmeden hemen 5 dakikada kendime bir hastane çantası hazırlayarak :)


Hamsa ile hastanede buluştuk. Yaklaşık 1 saat sonra sancılar gelmeye başladı. Sonraki süreç malum, gittikçe kısalan aralar, gittikçe şiddetlenen sancılar.


Yaklaşık 8 saatin sonunda, 2 kere denenip takılamamış, 3. denemede takılmış ancak verilen ilaç etki etmemiş bir epiduralin ardından, 4 santimde durmuş ve ilerleyemeyen bir açılma ile, belki bu dediğimi yaşamayan birinin anlaması zor olacaktır ama, ölmek istedim.


Doğuma dair şeyler okuduğumda, hep söylenen herkesin yaşadığı iddia edilen bir adım vardı ‘’anne artık yapamayacağını, devam edemeyeceğini düşünür’’ deniyordu. Bunu okumuştum ve bekliyordum. Ama içinden geçebileceğime inanıyordum.


Epiduralin işe yaramaması, yapabileceğime dair bütün umutlarımın söndüğü andı. Neden işe yaramadı, hastane hatası mıydı, bu karşılaşılan bir şey mi vs. hiç bilmiyorum, hiç araştırıp peşine düşecek halim olmadı. Son iki saati, tamamen dünyadan kopmuş şu anda açıklayacak uygun kelimeyi bile bulamaz bir halde geçirdim. Pes ettiğim noktada, beni sezaryene almalarını istedim. Ülkemizde bunun için benim isteğimin yetmediğini, kocamın onay vermesi gerektiğini biliyor muydunuz, ben orda o an öğrendim:))) Neyse, buna girmeyeceğim şimdi. Yaklaşık yarım saat 45 dk içinde ameliyathane hazırlandı, doktorum geldi ve ben anestezinin tatlı kollarında acılarımdan arınmış halde bebeğimi karşıladım. O yarım saat 45 dk nasıl geçti, ne siz sorun ne ben söyleyeyim :) Sezaryen sırasında öğrendik ki bebek kanala yamuk girmiş ve vajinal doğumda ısrarcı olsam oldukça zor bir doğum beni bekliyor olurmuş.

Ben hep 2 veya 3 çocuk istemişimdir. Ama o gün orda kendime bunu bir daha yapmayacağıma dair söz verdim.


Bana hep dendi ki, insan unutuyor. İkinci bir çocuk istemeye başladığında, bunları düşünmeyeceksin bile. Şurasına katılıyorum, insan unutuyor. Noa’nın sesini ilk duyduğumda, onu ilk gördüğümde, hepsini unuttum. Onu kucağıma verdiklerinde, yine olsa yine yaparım dedim. Evet Noa için, o bizimle olsun diye gerekirse hepsini tekrar yaşardım. Anne olduğum anda, nasıl olduğumu tamamen unuttuğum da doğru.


Ancak, kendimize verdiğimiz sözlerin kıymetli olduğuna inanıyorum ve bedenime verdiğim sözü tutmak niyetindeyim. Başka çocuğum olmasını hala istiyor muyum, evet istiyorum. Anne olmak için illa doğurmak mı lazım, işte orasının öyle olduğunu düşünmüyorum :)


Burdan da duyurmuş seslendirmiş olayım. Niyetimdir ki, bir gün şartlarımın uygunluğunu sağlayabilirsem, doğurmadığım bir çocuğa da anne olmak isterim.


Bu sırada;

Canım, birtanem oğlum.

O kadar güzelsin ki annecim, sana her baktığımda büyüleniyorum.

Serüvenine şahit olmak, destekçisi, yol arkadaşı olmak için, birlikte yaşayacağımız her şey için sabırsızlanıyorum.


Ehle u sehla habibi.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page