top of page

Annelik üzerine;


Ben henüz yalnızca 20 günlük anneyim. 20 günlük canım oğlum, ismi Noa.


Ne gariptir ki şimdi artık Noa hep vardı hep hayatımızdaydı gibi geliyor, sanki ondan öncesi yokmuş gibi. Bu his ne zamandır var bilmiyorum, ama o doğar doğmaz hemen gelmedi onu biliyorum. Hamileyken düşünürdüm ki doğduğu anda büyük bir aşkla dolacağım, etrafta gökkuşakları parlayacak, hayat pembe pembe bulutlara sarılı hissettirecek. Annelik ya, kutsallıkla kuşanacağız birlikte.




Ne cahilmişim :)


Doğumun ne kadar zor bir deneyim olabileceği, vücudumun atlatacağı travmaları, hormonlarımın çakılışını ve takip eden dalgalanmaları, hepsi yetmezmiş gibi 50 cm boyunda 3 kiloluk bir insan yavrusunu hayatta tutma sorumluluğuna adapte olmanın psikolojisini, hiçbirini hiç hesaba katmamışım.


Zor muydu, çok. Yaşarken zordu, yaşarken zor olduğunu biliyorum çünkü kendime çok söyledim. Şimdi bakınca ilk günlerime, hatta hamileliğimden itibaren bugüne kadar tüm sürece hiç zor geçmiş gibi gelmiyor. Sorsalar, hamileliliğim de doğum sürecim de rahat geçti her şey çok güzeldi diyeceğim. Halbuki hiç de öyle değil, vallahi de billahi de değil, zordu canım çok zordu, hastalık, rahatsızlık, dayanılmaz acılar, psikolojik dalgalanmalar depresyon, hepsinden vardı.


Şimdi kolaylaştı mı,


Hiç :)


Uyumadan yaşamaya adapte oluyorum bugünlerde de. Uykusuzluk akli dengemi çok zorluyor, çeşitli ruh halleri arasında gidip geliyorum.


Ama Noa günden güne büyüyor, serpiliyor, her gün yeni biri oluyor ve bu serüven öyle canlandırıcı bir şey ki, bazen uyumaya fırsatım olsa bile ondan gözlerimi alamadığım için uyumuyorum :)


Şimdi canım oğlum göğsümde uyuyor, az önce bu hayatta 3.banyosunu yaptı :) Huzur içinde, yumuşacacık bırakmış kendini uykuya. Bense bunu yazarken anlıyorum, neden “kutsal” denir anneliğe.




Çünkü unutturuyor :)


Her acıyı, her zorluğu, sanki hiç yaşanmamışçasına unutturuyor, siliyor. Sadece koynunuzda huzurla uyuması kalıyor geriye.


Elbette binlerce sebep var ama şimdi düşünüyorum da, ne olursa olsun devam etmemek diye bir seçeneğin olmamasının da eminim ki çokça katkısı var bu duruma.


Ben sıkıldım, yoruldum, vazgeçtim diyebileceğim bir şey değil.


Acaba dilediğimiz başka bazı şeylere de “devam etmemek seçenek değil” diye yaklaşsak, neleri dönüştürürdük hayatlarımızda?


 
 
 

Yorumlar


bottom of page